30 Haziran 2014 Pazartesi

 
 Hastane Köşelerindeki Dokunası Hayatlar
    Büyük oğlum hipotroid hastası olduğu için bebekliğinden beri kontrol altında. İlk teşhis konulduğu dönemlerde özel hastaneye gittiğimiz için hastanelerde dokunası hayatlarla karşılaşmıyordum. Her şey toz pembe tek toz pembe olmayan bebeğinizin anne karnında bu süreçten etkilenip etkilenmediği. Acısıyla tatlısıyla  yıllar geçti. Ve devlet hastanelerine ilk adımınızı attığınız an anlıyorsunuz ki , yaşamın ta dibine kadar girmişsiniz. Erken teşhis edilmezse zeka geriliğine ve cüceliğe yol açan bir hastalık olduğunu sıra beklerken bizzat görüyorsunuz. Sonra ne kadar da şanslı olduğunuzu bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen anlıyorsunuz. Evlat olunca deli gönül düze iniyor. Edebiyat dünyasında farklı bir kimliği ile tanınan bazı kesimlerin sevmediği Arif Nihat Asyâ'nın  kızı için yazmış olduğu şiiri okumanızı tavsiye ederim. Neyse orada anlıyorum ki çocuğum ağlamıyor, yemek yemiyor, uyumuyor, diyen herkesi alıp onların tam ortasına bırakmam gerektiğini.. Acının , çaresizliğin tam orta yeri orası. Hiçbir okuldan alamayacağınız en büyük eğitimin merkezi...Para dökmenize de gerek yok, araya adam koymanıza da...Koltuğa oturun ve evlatların acılarını gözlerinden,etrafta annelerin - babaların koşuşturmalarını seyredin...Sonra da kendinize dönün neyin şımarıklığını yaşıyorum ben?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder