19 Kasım 2014 Çarşamba

Biraz mola verdim her şeye..İyi de geldi ruhuma , bedenime ...Hayat daha yavaş akıyor artık ya da bana öyle geliyor.. Ama geçen bir şey yok aynen kaldığı yerden yeni yüklemelerle devam ediyor. Boş veriyorsun yaşananlara, öyle de acıtıyor böyle de ..Boşvermişlikler içerisine atıyorsun kendini yüzme bilmesen de.. Sonra bir bakmışsın ağzında ''Tespih yapmış sallıyorum.''u mirıldıyorsun..İşte hayat dedikleri böyle tanımsız bir şey..

13 Temmuz 2014 Pazar

    DİNİMİZ AMİN
Günlerdir bir mucize olsa da şu Gazze’de yaşananları sona erdirse , dileklerimizi(aslında bu mucizeyi yıllardır bekliyoruz ya neyse…) sıralıyoruz. Karşımızda silah üretiminde dünya üçüncüsü ülke olduğunu hatırlıyoruz birden ve pazılarımızı gösteriyoruz , naralar atıyoruz, ürünleri boykot ediyoruz …Aslında görünüşte yapılması gereken her şeyi yapıyoruz..Yapmadığımız tek bir şey kalıyor geriye …Mevla’nın oku emri…Bizim yerimize onlar okuduğu için canımıza da okuyanlar onlar oluyor tabiki…Bize de seyreylemek düşüyor yaşanan acıları..Yaşanan acıların sona ereceğini , bir mucizenin olacağına çocukken inanırdım ama artık…Hayır öyle bir mucize gerçekleşemeyecek biz mucizeleri beklerken onlar bir de ilaç sektöründe de ilerleme göstermişler ve bir bakıyorum onların ilaçlarını kullanan biz Müslümanlar. (istersen boykot da edebilirsin tabi..söz konusu çocuk olunca yemiyor ama) Ama bir çıkış noktası var ultra Yahudiler…onlar çalışmayı sevmeyen , devlet bize baksın politikasını yapan kitle…Eğer onların sayısını artırabilirsek aynı seviyeye gelir biz de Ortadoğu da rahatlarız…Şimdi dua zamanı üretmeyen ,çalışmayan, başkaları yapsın ben alayım (sonra da boykot ederim) diyeN ultra Yahudilerin sayısını artır Mevlam…

30 Haziran 2014 Pazartesi

 
 Hastane Köşelerindeki Dokunası Hayatlar
    Büyük oğlum hipotroid hastası olduğu için bebekliğinden beri kontrol altında. İlk teşhis konulduğu dönemlerde özel hastaneye gittiğimiz için hastanelerde dokunası hayatlarla karşılaşmıyordum. Her şey toz pembe tek toz pembe olmayan bebeğinizin anne karnında bu süreçten etkilenip etkilenmediği. Acısıyla tatlısıyla  yıllar geçti. Ve devlet hastanelerine ilk adımınızı attığınız an anlıyorsunuz ki , yaşamın ta dibine kadar girmişsiniz. Erken teşhis edilmezse zeka geriliğine ve cüceliğe yol açan bir hastalık olduğunu sıra beklerken bizzat görüyorsunuz. Sonra ne kadar da şanslı olduğunuzu bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen anlıyorsunuz. Evlat olunca deli gönül düze iniyor. Edebiyat dünyasında farklı bir kimliği ile tanınan bazı kesimlerin sevmediği Arif Nihat Asyâ'nın  kızı için yazmış olduğu şiiri okumanızı tavsiye ederim. Neyse orada anlıyorum ki çocuğum ağlamıyor, yemek yemiyor, uyumuyor, diyen herkesi alıp onların tam ortasına bırakmam gerektiğini.. Acının , çaresizliğin tam orta yeri orası. Hiçbir okuldan alamayacağınız en büyük eğitimin merkezi...Para dökmenize de gerek yok, araya adam koymanıza da...Koltuğa oturun ve evlatların acılarını gözlerinden,etrafta annelerin - babaların koşuşturmalarını seyredin...Sonra da kendinize dönün neyin şımarıklığını yaşıyorum ben?

24 Haziran 2014 Salı

                  Herkes Okuyor
 
    Şu an sağımda bulunan abi ve kardeş kitap okuma yarışındalar. Bence okullar hiçbir şey öğretmesinler sadece kitap okumayı sevdirsinler yeter. Öğrenme ihtiyaç anında kendiliğinden gerçekleşiyor nasılsa. Okuma da yüzeysel okuma olmamalı. Zaten öğrencilerin metni yüzeysel anlama ve kavramaya dayalı sorunları yok. Sorun derin  ve eleştirel metne ilişkin anlamları kavramada  . Analiz, yorumlama , eleştirebilme , kendi yaşamına uyarlayabilme sorun burada işte. Çocuğum , öğrencim okuduğunu anlamıyor demeden önce onun kavramadaki sorununu tespit etmelisiniz. Okumaya başlamadan önce de mutlaka ısınma hareketleri yapılmalı. Dil bilgisel , sözcükleri kavrama, okuma hızı ile ilgili sorunlar okuma isteğinin önündeki en büyük engellerdir. Bu sorunlar varsa okuma zevkini kazandırmanız ve aşılatmanız mümkün değil. Herkese kolay gelsin...

23 Haziran 2014 Pazartesi


                                    Memlekete Selam Olsun
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsü hala kulaklarımda. Bundan birkaç yıl önce her duyduğumda ağlar memlekete, aileme duyduğum özlem artardı. Şimdi ise sadece bir melodi. 'Annesinin bir tanesini hor görmesinler.' deki iletiyi kimse anlamamış olacak ki annesinin bir taneleri kırılmaya devam ediliyor, bu türkü de söylendikçe devam edecek gibi görünüyor. Ama benim arkadaşımı kimse hor görmez inşallah. Düğün -dernek işleri bana göre değil bir kere daha anladım.

22 Haziran 2014 Pazar

 Öğrenmenin Sınırı Yok
 
Saat 23.35... Uykuya hazırlıklar başladı perdeleri sımsıkı kapanmış evlerin içerisinde ...  Benim ise camım açık, perdem hafif aralanmış yeni bir dünyaya açılma telaşı içerisindeyim. Ayfer Hoca anlatıyor ben ise onu anlamaya çalışıyorum , canım isteyince sesini kesiyorum ve önümdeki dünyaya anlam yüklemeye çalışıyorum. Aman neden anlam yüklemeye çalışıyorum ki...Nasıl olsa her şey zamanla anlamını kaybetmiyor mu?   Mor daha güzel oldu sanki...